obezite
OBEZİTE
Bu hafta obezite'den bahsetmek istiyorum.İlçemiz leziz yemekleri fazla kilo(obezite)için başlı başlına bir risk faktörüdür..
Klinik gözlemlerimde,sene başında bana gelmiş olan yeni tayini çıkmış bir öğretmenimizin veya yüksekokula yeni kaydolmuş
bir genç öğrenci arkadaşımın ilk muayeneden sonraki altı ayda baştaki ziyaretine göre en az 7-8 kilo aldığını görmem bu güzel
yemeklerin yerli halk kadar,ilçemiz konuklarınca da lezzetli bulunduğunu gösteriyor.
Zaten Afyonumuzun dillere destan sulu yemekleri,lokumları,kaymakları,haşhaşlı börekleri yetmiyormuş gibi Şuhut'umuzun
muhteşem keşkeği,göce köftesi,ağzı açık bükmeleri,sucuğu,patates'i,haşhaşlı katmerleri ve daha niceleri...
Gördüğünüz gibi okurken,yazarken bile gözümüzün önünde uçuşan bu lezzetler bir çok sistemik hastalığın da ne yazık ki
hazırlayıcısı.
Obeziteyi şöyle genel hatlarıyla bir tanımlayacak olursak vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve tedavi
edilmesi gereken bir hastalıktır diyebiliriz.
Kendi başına bir hastalık olması ve metabolik sendromun en önemli kriterlerinden biri olarak bilinmesinin yanısıra
kalp damar sistemi,solunum sistemi,hormonal sistem,sindirim sistemi ve sinir sistemi hastalıklarının da zeminindedir obezite.
Kalp hastalıkları,yüksek tansiyon,şeker hastalığı,yüksek kolestrol,solunum sıkıntıları,eklem hastalıkları,adet düzensizlikleri,
kısırlık,iktidarsızlık,safra kesesi taşı oluşumu,bazı kanser türleri,depresyonun yanı sıra birçok ameliyatın başarı ihtimalini de
düsüren bir dizi ciddi rahatsizlğı sıralayabiliriz.
Mesela çok sevilen,yakın zaman da kaybettiğimiz çevre sağlık teknisyenimiz Çetin Uslu ağabeyin ameliyatında da(by -pass)
fazla kiloların ameliyat başarısını düşürdüğü söylenmektedir.(Allah rahmet eylesin)
Fazla kilolar kalıtımsal sebeplerden olabileceği gibi metabolik hızın yavaş olduğu hallerde(hipotiroidi-guatr) ve daha
başka bir çok hastalığın sonucu olarak da ortaya çıkabilmektedir;ancak temel mantık her zaman benzerdir;harcanan
enerjinin alınan enerjiden az olması yani hareketsizlik.Buna gelişigüzel diet programlarını,düzensiz ve dengesiz beslenmeyi de
eklemeliyiz.Yeterince yoğun,koşuşturmalı geçen bir günde dikkatli öğünler almazsak yine bu fazla kilolara engel olamayız.
Bir de ne yediğimizin farkında olmamak var.Nasıl yani dediğinizi duyuyor gibiyim.Gün içersinde minik kaçamaklar,
bazen bir gofret, veya ikram edilen iki lokma kalorili bir gıda aslında farkında olmadan o günün en tehlikeli kalorileri olabilmektedir.
Kilolu hastalarıma sorduğum yeme alışkanlıkları ile ilgili sorulara verilen cevaplarda aynı bu durumu tarifliyor.
-Teyzeciğim bugun ne yediniz kahvaltıda?Dikkat ettiniz mi yüksek tansiyon hastasının diet programına?
-Evladım hiç birşey yemedim sayılır.bir ağzı açık,yarım katmer....vb
eee daha ne olsun dedirten bir cevap.
Bel-diz ağrıları ile gelen çoğu hastama kilo vermelerini öneriyorum ve ağrı kesicilerin aylarca yapamayacağını belkide birkaç
kilo vererek kısa sürede başardıklarını görmek beni çok memnun ediyor.
Tabii şeker hastalığı ve bazı diğer özellikli hastalıkların diet programları da çok özel.Hastalığı konusunda bilinçli olması gereken
bu kişilerin bu özel diet programlarına uymaları da çok önemli.Biz birinci basamak sağlık kuruluşlarında bu diet programlarını
uzun uzun anlatıyoruz ama devlet hastahanemizde önümüzdeki günlerde göreve başlıyacak iç hastalıkları uzmanımıza da
konu ile ilgili danışmanızda büyük fayda görüyorum.
Bol meyva tüketimi,öğünlerimizin ölçülü olması(ki bunu dinimizde emreder),özellikle her yemekten önce çorba içmeye gayret etmek,
yeterli sıvı tüketimi(özellikle bol su içmek),yavaş yemek,bazen sık sık ve az az yemek adına ara öğünler,
porsiyonlarımızı küçültmenin mevcut kilomuzu muhafaza etmemize yardımcı olacağı gibi bu alışkanlıklar ideal kilomuza
düşmemize de katkı bulunacaktır.
Sağlıklı ve lezzetli günler dilerim..
Dr.Birand TANERİ
|